İç Mekana “Öz”ün Yansıması : Çıplak Strüktür Sistemleri

İç Mekana “Öz”ün Yansıması : Çıplak Strüktür Sistemleri

788 323 Tunahan Koca

Taş, tuğla, kerpiç, ahşap… İnsanlık tarih boyunca kendine yaşam alanı yaratmak için birçok yapı malzemesi kullandı. Piramitler, tapınaklar, kiliseler, camiler yaptı. Mimari yapılar büyüdükçe iç mekanın önemi arttı ve form-mekan ilişkisi ayrılmaz bir bütün haline geldi. Formu belirleyen strüktür oldu.

Bu iskelet sistemi hantal, kalın unsurlarken; zamanla zarif, yapıda kendini daha çok belli eden elemanlara dönüştü. Bütün bunlara rağmen iç mekan tasarımları, kalın duvarlarla sınırlanmış, adeta gizlenmek istenen hücreler gibi dış mekanla ilişiği koparılmış statik mekanlar olarak kaldı.

Sanayi devrimi, her şeyi olduğu gibi mimariyi ve dünyadaki tasarım anlayışlarını da etkiledi. Modern mimarlığın başlangıcı sayılan bu önemli olay, hayatımıza demir ve çeliği soktu. Ardından birçok yapım yöntemini de beraberinde getirdi. Bu gelişmeler sonucunda toplu üretim sanatsal tutkuyla birleşti ve ortaya bir sentez çıktı.

Sanayi Devrimi ve iç mekânın buluşması ile ortaya çıkan eğilimler, gereksiz bezemelerden kaçınma, endüstriyel süreçleri ve üretim yöntemlerini mekânla harmanlama yönünde oldu. Kullanıcıya malzemeyi hiçbir ara unsur olmadan, doğrudan okutma ve deneyimleme şansı sunma mantığı, iç mekan tasarımlarında önemli bir rol oynamaya başladı.

Sanayi ve tasarımın entegrasyonu olarak iç mekanda karşımıza çıkan çıplak strüktür, kullanıcıya endüstriyel bir mekan deneyimi sağlamanın yanı sıra malzemeyi tanıyıp yıllanmasını gözlemlemek için eşsiz bir fırsat oldu. Bir çepere ihtiyaç duyulmaksızın özgün iç mekanlar yaratan çıplak strüktür sistemleri, kullanıcı ile mekan  arasındaki engelleri kaldırdı. Doluluk-boşluk ilişkisinin tanımlandığı bu sistemde, kullanıcıya sağlanan özgürlük, yapısal ve mekansal olarak sınırlı kalmadı. Görsel, işitsel ve bedensel olarak iletişimi kuvvetlendiren tasarımlar ortaya çıktı.

Çıplak strüktür sadece bir evin salonunda değil, bir mağazanın vitrininde yada bir girişi tanımlamak için kafes sistemi olarak karşımıza çıktı. Sanayi sektörü için üretilmiş bu ürünler, iç mekanda tanımlı ve kimliği olan alanlar yarattı. Mekan, içinde varolan unsurlarla kurgulandı ve yapıyla entegre hale geldi. Yapı, olduğu gibi, saf, yalın bir şekilde kullanıcı ile buluştu.

İç mekandaki form arayışında konstrüktif mantığı da kuvvetlendiren çıplak strüktür sistemleri, modern bir tasarım kalitesi ile beraber mekana özgünlük kattı. Şeffaf, hafif, ahenkli bir görünüm kazanan iç mekanlar, “öze inme” mantığı ile minimalize edildi. Form ve malzemenin bu şekilde vurgulanması rafine ve kalibre edilmemiş bir tasarım anlayışı doğurdu.

Leave a Reply